444 3 703

Kadınlarda Sık Görülen Kanser Türleri ve Belirtileri

 

Kanser, vücudun normal hücrelerinin kontrolsüz bir şekilde büyümesi ve yayılması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Kadınlar özellikle bazı kanser türleri açısından daha yüksek risk altındadır. Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanserler ve belirtilerini sizler için derledik.

Kadın Kanserleri Nelerdir?

Kadınlarda görülen kanserler genellikle kadın üreme sisteminin organlarından kaynaklanır. Bu organlar; rahim, serviks (rahim ağzı), yumurtalıklar, fallop tüpleri, vulva (genital bölgeyi kaplayan deri) ve vajina olarak listelenebilir. Bu grup içinde özellikle rahim kanseri, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde en yaygın görülen türdür. Rahim kanseri genellikle, endometrium adı verilen ve rahimin iç yüzeyini örten zar tabakasından kaynaklanır. Yumurtalık kanseri ikinciliği alırken, rahim ağzı kanseri ise üçüncülükte bulunur. En sık görülen kadın kanserleri bu üç kategoride toplanırken, tüm kadın kanserlerinin yaklaşık %5'i vulva ve vajina kanserleri tarafından oluşturulur.

En Yaygın Kanserler Hangileridir?

Dünya Sağlık Örgütü'ne bağlı GLOBOCAN 2018'in en son verilerine göre dünyada her yıl yaklaşık 18 milyon yeni kanser vakası (kadın ve erkek) teşhis edilir. Her yıl yaklaşık 8,6 milyon kadına yeni bir kanser tanısı konulurken tüm kadın kanserleri arasında meme kanseri yaklaşık 2 milyon hasta ile en yaygın olanıdır (tüm kadın kanserlerinin %24'ü). Meme kanseri yeni vaka oranı yılda 100.000'de 46'dır. Ardından sırayla kolorektal, akciğer, rahim ağzı (yeni vaka oranı yılda 100.000'de 13) ve tiroid kanserleri gelmektedir.

Kadınlarda en çok görülen kanser çeşitlerinden biri olan rahim ağzı kanseri, dünya genelinde her yıl yaklaşık 570 bin kadında görülür ve bunların yaklaşık 300 bini hayatını kaybeder. Rahim ağzı kanseri, dünya çapında kadınlar arasında en yaygın 4. kanser türüyken, 40'lı yaşlardaki kadınlarda ise ikinci sıradadır. Kadınların yaklaşık %15'i rahim, yumurtalık, fallop tüpü, rahim ağzı, vulva ve vajina kanserleri ile karşı karşıya kalır.

Kadınlarda en sık görülen kanserler şunlardır:

  • Cilt Kanseri
  • Gırtlak Kanseri
  • Karaciğer Kanseri
  • Kolon Kanseri
  • Meme Kanseri
  • Mide Kanseri
  • Pankreas Kanseri
  • Rahim Ağzı Kanseri
  • Rahim Kanseri
  • Tiroid Kanseri
  • Yumurtalık Kanseri

Türkiye'de Kadınlarda En Sık Görülen Kanserler Hangileridir?

GLOBOCAN 2018 raporuna göre Türkiye'de yılda yaklaşık 91 bin kadına yeni bir kanser tanısı konulmakta ve bir kadının 1 yıl içinde kansere yakalanma olasılığı her 100 binde 182. Meme kanseri Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanserler arasındadır ve her yıl yaklaşık 22 bin yeni vaka tespit edilir. Bunun dışında her yıl ülkemizde yaklaşık 12 bin kadına genital bölge kanseri teşhisi konulur. Genital kanserler arasında en yaygın olanı rahim kanseridir ve her yıl yaklaşık 5.500 kadına bu tanı konulur. Diğer sık görülen kadın genital kanserleri ise yumurtalık kanseri (yaklaşık 3.700 vaka), rahim ağzı kanseri (yaklaşık 2.356 vaka), vulva ve vajina kanseridir.

Kadın Kanserleri En Çok Kimlerde Görülür?

kadınlarda en çok görülen kanser türleri kategorisinde jinekolojik kanserler arasında rahim ve yumurtalık kanseri genellikle menopoz döneminde veya sonrasında ortalama 60 yaş civarında görülürken, rahim ağzı kanseri genellikle daha erken 40'lı yaşlarda görülür. Rahim ağzı kanseri, genellikle yaklaşık 15 yıl süren bir süreçte pre-kanser lezyonlarından gelişir. Bu nedenle PAP smear veya HPV testleri ile bu lezyonlar erken evrede tespit edilebilir ve kansere dönüşmeden tedavi edilebilir. Bu taramalar sayesinde rahim ağzı kanseri %90 oranında önlenebilir. Genelde dengesiz bir beslenme biçimi, özellikle yağ oranı düşük ve endüstriyel gıda ağırlıklı bir diyet ile beraber yetersiz vitamin ve sebze tüketimi, genital kanser riskini yükseltir.

Rahim Kanseri: Bu hastalığın en belirgin risk faktörlerinden biri kadın hormonu estrojene maruz kalınmasıdır. Bu durum, alınan dışsal hormon ilaçları veya yumurtalıkta hormon salgılanmasına yol açan tümörler sonucunda yaşanabilir. Diğer risk unsurları arasında adet dönemlerinin uzamasına ve yumurtlamanın engellenmesine neden olan koşullar, 12 yaşından önce adet görmeye başlamak ve 52 yaşından sonra menopoza girmek, ayrıca obez olmak bulunur. Rahim kanserinin bazı vakaları ise genetik faktörlere bağlı olarak ortaya çıkabilir; Lynch-2 sendromu buna bir örnektir. Bu sendromu taşıyan kişilerin aileleri genellikle rahim, kalın bağırsak ve yumurtalık kanseri riskinde artış gösterir. Aynı zamanda bu kişilerin hayatları boyunca yumurtalık kanserine yakalanma ihtimalleri %30-60 arasında değişir.

Yumurtalık Kanseri: En önemli risk etmenleri arasında hiç doğum yapmamış olmak, erken yaşta adet görmeye başlamak ve menopoz dönemine geç girme, menopoz sürecinde hormon ilaçları kullanmak, genital bölgede talk pudrası gibi kimyasalların kullanılması ve kısırlık yer alır. Bu tür kanserlerin yaklaşık %10'luk bir kısmı ailevi kanser sendromlarına bağlı genetik mutasyonlar ile ilişkilidir. En yaygın bilineni ailevi meme-over kanser sendromudur. Bu hastalar BRCA1 ve BRCA2 genlerinde doğuştan gelen mutasyonlar taşır ve hayat boyu yumurtalık kanseri riski bu kişilerde %40'a kadar çıkar. Aile kurulduktan sonra genellikle 40'lı yaşlarda önleme amaçlı olarak yumurtalıkların ve tüplerin alınması tavsiye edilir. Ancak bazı durumlarda yumurtalık kanseri riski azaltılabilir. Bunlar arasında doğum kontrol hapları kullanımı, tüplerin bağlanması veya çıkarılması ve genetik risk faktörü yüksek olan kişilerde cerrahi müdahale ile yumurtalıkların ve tüplerin alınması bulunur.

Rahim ağzı kanseri: HPV (insan papilloma virüsü) enfeksiyonu, bu kanser türünün en belirgin risk faktörlerinden biridir. Bu enfeksiyonun kalıcı hale gelmesi, rahim ağzı kanseri riskini yaklaşık olarak 9 kat artırır. Diğer riskleri ise erken yaşta cinsel etkinlik, çok partnerli cinsel deneyim, genç yaşlarda gebelik, birden fazla doğum yapma, düşük sosyoekonomik statü, zayıf bağışıklık sistemi, HIV enfeksiyonu, organ nakli ve kortizon tedavisi gibi durumlar ile genetik unsurlar ve sigara içme oluşturur.

Vulva kanserleri: Genellikle ileri yaşlarda görülse de genç yaşlarda da ortaya çıkabilen vulva kanserlerinin bir işareti uzun süre devam eden genital bölge kaşıntısı olabilir ve bu durum dikkatlice incelenmelidir.

Kadın Kanserlerinin Belirtileri Nelerdir?

Kadınlarda sık görülen kanserler ve belirtileri aşağıdaki gibi özetlenebilir:

Rahim kanseri: En kritik belirtisi anormal vajinal kanamalardır. Rutin adet kanamasının dışında gerçekleşen her türlü kanama temel olarak anormal kabul edilir. Kanamanın normalden daha yoğun olması, ara dönemde veya beklenmedik zamanlarda meydana gelmesi durumunda rahim kanseri veya öncü kanser lezyonları düşünülmelidir. Rahim kanseri, menopoz döneminde daha yaygın olduğundan dolayı, bu dönemde olan bir kadının hafif de olsa kanaması varsa mutlaka bir jinekoloji uzmanına başvurmalıdır.

Yumurtalık kanseri: Genellikle ilk safhalarda belirti göstermeyen yumurtalık kanseri, hastaların %60'ından fazlasında ilerleyen evrelerde karın şişkinliği ve sindirim problemlari ile kendini belli eder. Hormon üreten bazı yumurtalık tümörleri adet düzensizliği ve kıl artışı gibi belirtilere sebep olabilir.

Rahim ağzı kanseri: Erken aşamalar ve pre-kanser evrelerinde genellikle hiçbir belirti vermez, bu yüzden smear ve HPV testleri ile düzenli kontrol önemlidir. Bazı hastalar ara kanama, leke görülmesi veya cinsel ilişki sırasında vajinal kanama yaşayabilir. Bu durumda kişinin hızlıca değerlendirilmesi önemlidir. İleri aşamalarda kanama, akıntı, kötü koku, karın ve kasık ağrısı, sırtta rahatsızlık, bacaklarda şişkinlik ve anormal kanamalar görülebilir.

Vulva kanseri: Belirgin belirtisi uzun süreli ve geçmeyen genital kaşıntı olmasıdır. Hastalar genellikle hemen doktora gitmezler veya mantar enfeksiyonu tedavisi başlatılır. Bu konuda dikkatli olmak gereklidir. Bazı vulva kanseri vakalarında genital bölgede renk değiştiren lezyonlar görülebilir.

Kadın Kanserleri Nasıl Teşhis Edilir?

Kadınlarda görülen kanser türleri ve tanılama yöntemleri şunlardır:

Rahim kanseri: Eğer şüphe varsa, bu hastalığın kesin teşhisini koymak için rahmin içini örten dokudan küretaj biyopsisi yapılır. Bazen ileri incelemeler ve ışıklı bir kamera (histeroskopi) ile rahime girilip, direk gözlem altında şüpheli alanlardan biyopsi alınabilir.

Yumurtalık kanseri: Genellikle yumurtalıkta bir kitle bulunduktan sonra ameliyat planlanır, ameliyat sırasında kitle çıkarılıp patoloji incelemesine gönderilir. Bu şekilde teşhis konulur. Yumurtalıkta bulunan tüm kitleler ameliyat gerektirmez. Kanser riski taşıyan kitlelerin belirlenmesi için çeşitli görüntüleme teknikleri ve kan testleri kullanılır. Kanser olma ihtimali yüksek olan kitleler cerrahi olarak çıkarılır ve 'frozen' patoloji incelemesi ile tanı konulur, gerekirse tedaviye yönelik ek cerrahi işlemler yapılır.

Rahim ağzı kanseri: Anormal sonuçlar veren PAP smear ve HPV gibi tarama testlerinden veya jinekolojik muayene sırasında rahim ağzında kitle bulunan hastalardan biyopsi alınır. Rahim ağzından alınacak biyopsi örneklerinin yerini belirlemek için kolposkopi adı verilen ve rahim ağzını yaklaşık 30 kat büyüten bir araç kullanılır. Bu işlem kolposkopik biyopsi olarak adlandırılır. Kolposkopi, rahim ağzı kanserinin öncül lezyonlarını da kolaylıkla tespit edebilir.

Vulva ve vajina kanserleri: Biyopsi ile kesin teşhis konulabilir.

Kadın Kanserleri Nasıl Tedavi Edilir?

Kadın genital kanserlerinin tedavisinde cerrahi işlem gerekiyorsa bu operasyonlar jinekolojik onkolog cerrahları tarafından gerçekleştirilmelidir. Bu operasyonlar klasik açık cerrahi tekniklerle yapılabilirken belirlenmiş durumlarda kapalı teknikler - yani laparoskopik veya robotik cerrahi yöntemleri - ile de uygulanabilir. Kadınlarda görülen kanser tipleri ve tedavi şekilleri ise şöyledir:

Rahim kanseri: Kadınlarda meydana gelen kanser türleri arasında olan rahim kanseri için standart tedavi rahimin ve yumurtalıkların çıkarılmasıdır. Yüksek risk taşıyan hastalar için ise, rahim ile ilişkilendirilen pelvik veya paraaortik bölgelerde bulunan lenf düğümleri de çıkarılabilir. Cerrahi müdahale sonrasında elde edilen patolojik değerlendirmeye bağlı olarak, hastalar ek tedavi almadan takip edilebilir ya da eğer hastalığın tekrarlama ihtimali fazla ise ek tedavi alabilirler. Ek tedavi seçenekleri arasında kemoterapi, ışın terapisi (radyoterapi), hormonal terapi ya da hedefe yönelik terapiler bulunmaktadır. İlerleyen evrelerde, rahim, yumurtalıklar ve lenf düğümleri dışında hastalığın yayıldığı organlar da çıkarılabilir. Örneğin eğer hastalık bağırsağa sıçramışsa, etkilenen bağırsak kısmı çıkarılabilir. Genç hastalar içinse erken evre kanser durumlarında ve özellikle de çocuk isteği olanlar için uygun vakalar seçilerek rahim korunabilir. Bu durumlarda hormon terapisi ile hastalık tedavi edilebilir.

Yumurtalık kanseri: Standart tedavi yöntemi, rahimin, yumurtalıkların, mide ve bağırsakları kaplayan yağlı doku (omentum) ve lenf düğümlerinin çıkarılmasıdır. Patolojik değerlendirme sonucuna göre tümör tipi ve hastalığın yayılımına göre ek bir tedavi gerekebilir. Ek tedaviler genellikle kemoterapi veya hedefe yönelik terapilerdir. İlerleyen evrelerde ise, rahim ve yumurtalıkların yanı sıra hastalığın metastaz yaptığı organlar da çıkarılabilir. Üreme çağındaki genç hastalar içinse, eğer hastalık başka organlara yayılmamış ve erken evredeyse sadece tümörün oluştuğu yumurtalık dokusu ve lenf düğümleri çıkarılıp evreleme cerrahisi yapılabilir.

Rahim ağzı kanseri: Rahim ağzı kanseri tedavisi genellikle rahmin ve çevresindeki bağ dokularının geniş bir şekilde alınmasını ve gerektiği durumlarda ilgili lenf bezlerinin de çıkarılmasını içerir. İleri evre hastalık durumlarında ise ışın tedavisi ve kemoterapi daha yaygın bir şekilde uygulanmaktadır. Genç ya da erken evre hastalarında rahimin ana kısmı korunabilir ve sadece rahim ağzının belli bir kısmı veya tümü, çevresel dokularla birlikte cerrahi olarak çıkarılabilir. Bu durum, bu hastaların gelecekte anne olma ihtimallerini sürdürmesine olanak sağlar.

Vulva kanseri: Vulva kanserlerinde ise, tümörün etkilediği vulva derisi geniş bir şekilde çıkarılır; ek olarak, tümör ile ilişkili kasık lenf bezleri de alınabilir. Son zamanlarda, belirli jinekolojik tümör vakalarında lenf bezlerinin tamamının yerine, 'sentinel lenf nodu' adlı özel tekniklerle örneklendiği cerrahi yöntemler geliştirilmiştir. Bu teknik, daha az sayıda lenf nodunun alınmasını ama hala başarılı bir şekilde lenf nodu yayılımını göstermeyi sağlar. Bu yolla hem postoperatif tedavi etkin bir şekilde planlanabilir, hem de operasyon sonrası yan etkilerin oranı azaltılır.

Kadın genital kanserleri teşhis edildiğinde tümörün evresi ve hastanın genel durumu uygunsa cerrahi işlem önerilir. Ancak bazı hallerde, özellikle yumurtalık kanseri olan hastaların bir kısmında, hastalığın aşırı yaygın olduğu durumlarda ilk olarak kemoterapi uygulanarak tümör yükü azaltılabilir ve daha sonra cerrahi tedaviye başlanabilir. Kadın kanserlerinde rahmin çıkarılması gerekip gerekmediği genellikle tümörün rahimden kaynaklanıp kaynaklanmadığına bağlıdır. Yumurtalık kanseri olan hastalarda da tümörün rahime yayılma olasılığı nedeniyle genellikle rahim alınır. Ancak, genç ve doğurganlık arzusu olan hastalarda belirli durumlarda rahim korunabilir ve alternatif tedaviler kullanılarak hastalık kontrol altına alınabilir.

 

KAYNAKLAR:

https://www.wcrf.org/cancer-trends/worldwide-cancer-data

https://www.cancercouncil.com.au/wp-content/uploads/2021/07/Women-and-Cancer.pdf

SIK SORULAN SORULAR

Kadın genital kanserleri teşhis edildiği anda, tümörün aşaması ve hastanın genel sağlık durumu göz önüne alınarak ameliyat seçeneği değerlendirilir. Ancak bazı durumlarda, özellikle yumurtalık kanseri gibi yaygın hale gelen hastalıklarda, öncelikli olarak kemoterapi ile tümör boyutu küçültülür ve ardından cerrahi müdahale gerçekleştirilebilir.

Kadın kanserlerinde, tümörün kaynağı rahim ise standart tedavi yöntemi genellikle rahmin çıkarılmasıdır. Yumurtalık kanserlerinde de, tümörün rahme sıçrama ihtimaline karşı genellikle rahim de çıkarılır. Bununla birlikte, genç yaştaki veya çocuk sahibi olmak isteyen hastalar için bazı belirlenmiş uygun durumlarda, rahmi koruyacak alternatif tedaviler uygulanabilir.

Her bir kanser hastası, hastalığının tekrarlaması (nüks etmesi) riskini taşır. Bu durum, kadınlara özgü kanser türleri için de geçerlidir. Nüks ihtimalini tümörün evresi (erken evredeki tümörlerin nüks etme olasılığı daha düşüktür.), tümörün biyolojik özellikleri, tümörün tipi, cerrahi tedavinin başarı seviyesi, cerrahi sonrası uygulanan tedavi yöntemlerinin kalitesi, tümörün tedaviye olan yanıtı, hastanın genetik ve biyolojik yapısı gibi faktörler belirler. Nüksetme risk derecesine bağlı olarak, hastaların en az 5 yıl boyunca düzenli aralıklarla izlenmesi gerekmektedir.

Tedavi sonrasında olabilecek risklere karşı uygun beslenme ve egzersiz önemlidir. Genelde sağlıklı beslenmeye ve yürüyüş yapmaya önem vermek gereklidir. Özellikle doğru beslenme çok kritiktir; çünkü tüm kanser vakalarının üçte biri yanlış diyet ile ilişkilidir. Doğal ve taze mevsim sebze ve meyveleri tercih etmeli, protein, yağ ve karbonhidrat dengesini korumalıdır. Paketli gıdalar ve katkı maddesi içeren endüstriyel gıdalar kanser riskini artırabilir. Güncel literatür, doğru beslenme tekniklerinin kanserin tekrarlama oranını düşürebileceğini göstermektedir.

GLOBOCAN 2018 verilerine göre bir bireyin yaşam boyu kansere yakalanma ihtimali yaklaşık %20'dir. Sağlıklı beslenme, egzersiz yapma, yürüyüş yapma, kanserojenlere maruz kalma miktarını azaltma, sigara ve alkol tüketimini sınırlama veya tamamen kesme gibi adımlarla kanser riskini azaltabiliriz. Asıl amacımız bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak olmalıdır. Ayrıca bazı aşılar, özellikle rahim ağzı kanseri bölgelerinde koruyucu olarak kullanılabilir ve oldukça etkilidirler.

Web ve Tıbbi Yayın KuruluGüncellenme Tarihi: 15.03.2024 13:57Yayınlanma Tarihi: 24.01.2024 12:28
Yorum Ekle


KATEGORİLER