444 3 703

Prostat Kanseri

Prostat kanseri erkeklerde sıkça görülen rahatsızlıklardan bir tanesidir. Kansere bağlı olarak ölüm sebepleri arasında ikinci sırada yer alan bu kanser türü mesanenin alt kısmına yerleşmiş durumdadır. Prostat dokularında oluşan hücrelerin normali dışında seyretmesi sonucu meydana gelen bu durum 65 yaş üstü erkeklerde sıklıkla görülür. Bazen belirti ile ortaya çıksa da belirti vermeden sessizce görüldüğüne de rastlanır. Ancak tedavi edilmediğinde idrar kanalına da baskı yapar ve idrar yapmayla ilgili çeşitli sorunlara sebebiyet verir. Şayet tanı ve tedavi konusunda geç kalınmışsa bu durumda kanserli olan dokular yalnızca prostat içinde kalmaz ve diğer dokulara da zarar verebilir. Bu tür bir durumda tümör derecesi ve kanser evresine bakılmalıdır.

Prostat Kanseri Tanısında PSA Testleri ve Muayene

PSA kan örneği ile bakılan testlerden bir tanesidir. Bu test ile kanser kısa sürede teşhis edilebilir. Erken teşhis durumu bir an evvel tedaviye geçilebilmesi için önem arz eder. PSA testi ile birlikte ilk aşamada hasta muayene edilmeli, tetkikler sonucunda karara varabilmek için ek tetkiklere gidilmelidir.

Multiparametrik MR

Hastalık tanısını desteklemek için kullanılan yöntemlerden bir tanesidir. Kanserli hücreler, diğer sağlıklı hücrelerden farklı bir görünüme sahiptir. Miltiparametrik MR ile bu durumun izlenmesi mümkündür. Ayrıca prostat kapsülünü aşarak kanserli hücrelerin lenf nodlarına sıçraması da bu sayede tespit edilebilir.

Prostat Biyopsisi

Çeşitli testler ve mikroskobik incelemeler ile birlikte vücuttan herhangi bir parça alınmasına biyopsi adı verilir. Prostatın farklı bölümlerinden örnek alınarak yapılan biyopsi işlemince kanserli hücre olup olmadığı saptanır. Gelişen teknoloji ile birlikte tanıda doğruluk oranları da artmıştır.

Standart Prostat Biyopsisi

Özel bir ultrason cihazı yardımı ile ilk olarak biyopsi iğneleri yapılır. Lokal anestezi eşliğinde yapılan biyopsi işleminde hastanın yatış yapmasına gerek kalmaz. Ultrason parçaların doğru noktalardan alınmasına yardımcı olur. Sonucu şüpheli olduğu durumlarda bu işlemin tekrarlanması gerekebilir.

MR- Ultrason Füzyon Biyopsi

Hastadan daha evvel alınan MR görüntüleri ultrason cihazına gönderiliyor ve tümörün bulunduğu nokta saptanabilir. Klasik biyopside parçalar rastgele alınmakla birlikte, bu işlem sayesinde şüpheli noktanın tespiti mümkün hale gelir.

Prostat Kanseri Sebepleri

70 yaşının üzerinde erkek bireylerde sıklıkla görülen Prostat kanseri 90 yaş ve üzeri kişilerin pek çoğunda da tespit edilebilir. Bireyler en erken 50 yaşında bu rahatsızlıkla karşılaşırlar. Bu sebeple 50 yaş ve üzerinde tarama yapılmaya başlanması gerekir. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki aile öyküsünde prostata ilişkin bir kanser durumu varsa bireylerin %15’inde de kansere rastlanılabilir. Bu sebeple gen grupları tanımlama çalışmaları yapılmaya halen devam edilir. Ayrıca sigara kullanımı, obezite gibi olumsuz durumlar da bu rahatsızlığı tetikler.

Prostat Kanseri Risk Faktörleri Nelerdir?

Prostat kanseri risk faktörleri arasında en önemlileri yaş ve aile öyküsüdür.

Yaş

Yaş ile birlikte prostat kanseri ortaya çıkma ihtimali de artar. 70 yaş üzerindeki erkeklerin %50’sinde mikroskobik düzeyde de olsa bu rahatsızlık görülebilir.

Aile öyküsü

Yapılan çalışmalar gösteriyor ki hastaların yaklaşık olarak %15’inin aile üyelerinde bu tür bir öyküye rastlanır. Kanser oluşumundan sorumlu olan genlerin incelemesi yapılır.

Aile öyküsü ve yaşın yanı sıra sigara kullanımı en önemli risk faktörleri arasında yer alır.

Prostat Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Her ne kadar her zaman prostat kanseri belirtileri açıkça belirli olmasa da bazı durumlarda en sık karşılaşılan belirtiler şu şekildedir:

  • Semende kanama
  • İdrarda kanama ve idrar yaparken zorluk
  • İdrarda yanma
  • Kemik metasazları, kemik ağrıları ve buna bağlı olarak gelişen kırıklar.

Rutin kontrolleri ve tarama testlerini aksatmış olan bireyler için tedavi geç olabilir. Çünkü hastalık sessiz bir şekilde ilerleyebilir.

Prostat Kanseri Evreleri Nelerdir?

Prostat kanseri evreleri; değerlendirme tümörün derecesi ve evresine göre yapılır.

  • 1.Evre: Tümör bu evrede prostat içerisinde yer alır. Rektal muayeneler ile hissedilmeyecek derece küçük olan tümörün derecesi düşük olmakla birlikte vücudun farklı bölgelerine yayılım göstermemiş olması beklenir.
  • 2.Evre: Bu evrede tümör prostat içine doğru ilerlemiştir. Çevresine yayılım göstermez. Rektal muayene ve görüntüleme yöntemleri ile tespiti sağlanabilir. Bu evrede de lenf nodlarına ya da diğer bölgelerine zarar verme durumu görülmez.
  • 3.Evre: Prostatın yanı sıra kanser hücresi sperm keselerine doğru ilerlemiştir. Bu evrede de sıçrama ve yayılım görülmez.
  • 4.Evre: Prostat çevresine ve diğer dokulara yayılması mümkündür. Lenf nodlarının yanı sıra karaciğer, akciğer ve kemiklere doğru bir ilerleme görülebilir.

Kanserin derecesini ve evresini saptamamak için hastalığın seyri takip edilmelidir.

Prostat Kanseri Tedavi Yöntemleri

Prostat kanseri tedavi yöntemleri hastalığın tespit edilmesi ile birlikte hastaya özgü bir planlaması içerir. Bu planlamada hastanın genel sağlık durumu, yaşı, varsa diğer hastalıkları ve evresi gibi çeşitli kriterler dikkate alınır. Ameliyat, hormonterapi, radyoterapi gibi farklı yöntemler ile birlikte bir tedavi planı oluşturulur. Bu gün bu tür vakalarda sıklıkla cerrahi tedavi tercih edilir. Tanı amacı ile testlerin kullanımının yaygınlaşması ile birlikte erken evrede hastalığın saplanması da mümkün hale gelmiştir.

Prostat Kanseri tespit edildikten sonra cerrahi olarak prostat çıkarılarak bir işlem yapılır. Bu işlem radikal prostatektomi olarak adlandırılır. 10 yıllık hastalık durumunda sağ kalım oranları ise %90 olarak belirlenmiştir. Ayrıca pek çok kişi tarafından bu rahatsızlığın ölümcül olup olmadığı da merak edilir. Ölüm riski taşımasına karşın, erken teşhisin hayat kurtaracağını unutmamak gerekir. Diğer organlara sıçrayabilen ve prostat bezinde büyüyüp gelişen Prostat kanseri 4. aşamada dahi olsa tedavi denenir. Genellikle bu tür durumlarda çeşitli tedavi kombinasyonları uygulanmakla birlikte hormon tedavisi de tercih edilen tedavi yöntemleri arasında yer alır.

1 ve 2. evrelerde cerrahi ve radyoterapi ve daha sonra hormonal tedavi yapılırken 3. evrede yalnızca cerrahi ya da radyoterapi uygulanabilir. İlk evrelerde radikal prostatektomi adı verilen cerrahi işlem yapılabilir. Prastatın çevre dokuları çıkarılır. Açık ya da kapalı yöntemler ile uygulanana bu cerrahi işlemin her ikisinde de başarı şansı aynı olur. Fakat kapalı operasyonlarda hastaneden çıkış süresi kısalmış olacaktır. İdrar kaçırma ve peniste sertleşmenin azalması ya da sertleşme sorunları cerrahi sonrasında ortaya çıkabilir. Sinir koruyucu cerrahi yardımı ile sertleşme sorunu minimum hale getirilebilir. Radyoterapi de günümüzde sıklıkla uygulanmakta olup ve bu işlem sonrasında bağırsak ya da idrar yapmada sorunlar ortaya çıkabilir.

Şayet prostat kanseri ileri evrede ise hormon tedavisi önerilir. Lokal ve ileri hastalıklarda kanserli doku diğer organlara ve dokulara taşmış durumdadır. Çevrede var olan lenf bezleri incelendiğinde bu dokularda da kanserli hücreler saptanır. Bu tür hastalarda cerrahi bir şekilde prostat alınması işlemi sonrasında radyoterapi verilmesi ve hormon işlemine geçilir. Ancak bu durum kanserin kemiğe sıçramadığı durumlarda geçerlidir. Şayet kanser kemiğe sıçramış ise hormon tedavisi ile birlikte her iki testis de alınacaktır. 18 ila 24 hafta sonrasında hormon tedavisine hastaların büyük bir kısmı cevap veremeyebilir. Bu aşamada ise yapılması gereken hastalara kemoterapi verilmesi ve onkoloji doktorları tarafından incelenmesi olacaktır.

Yorum Ekle



KATEGORİLER