444 3 703

Kemik Erimesi (Osteoporoz) Belirtileri, Tanı ve Tedavisi

Bilgi Talep Formu

 

Kemik erimesi belirtileri günlük yaşamda pek çok insanın hayatını etkileyen önemli bir sağlık sorunudur. Kemik erimesi (osteoporoz) denildiğinde akla gelen ilk şey genellikle ileri yaşlardaki bireylerde ortaya çıkan ve kemik yapısının zayıflamasına yol açan bir hastalık olduğudur. Ancak unutmamak gerekir ki osteoporoz her yaş grubunda insanları etkileyebilecek bir durumdur ve erken dönemde alınacak önlemler sayesinde risk faktörleri azaltılabilir. İlk adım ise kesinlikle bu konuda bilinçlenmek ve doğru bilgilere ulaşmaktır.

Osteoporoz Nedir?

Osteoporoz nedir?” sorusu merak edenler için şu şekilde yanıtlanabilir:

Osteoporoz kemik yoğunluğunda azalma ve kırılma riskinin arttığı bir hastalıktır. Bu durum genellikle yaşlı bireylerde görülse de her yaş grubunda ortaya çıkabilir. Kemik erimesi olarak da adlandırılan osteoporoz kemiklerin zayıflamasına ve kırılmasına neden olur. Kırıklar özellikle kalça, omurga ve bilek bölgelerinde meydana gelir. Kemikler vücuttaki en sert dokulardan biridir ve iskelet sistemimizin temel yapı taşlarıdır. Normalde vücudumuz sürekli olarak yeni kemik üretirken eski olanları dökerek sağlıklı bir dengeyi korur. Ancak osteoporoz geliştiğinde bu denge bozulur ve kemik kaybı daha hızlı gerçekleşir. Bunun sonucunda kemikler daha ince ve zayıf hale gelir ve kolayca kırılabilir.

Osteoporoz Tipleri Nelerdir?

Kemik erimesi olarak da adlandırılan osteoporozun iki ana tipi bulunu: Primer osteoporoz ve sekonder osteoporoz. Bu türler kemik yoğunluğundaki azalmanın nedenleri ve etkileri açısından farklılık gösterir.

Primer osteoporoz daha yaygın olarak görülen bir kemik erimesi çeşididir ve genellikle yaşla ilişkilidir. Bu tip osteoporoz, menopoz sonrası kadınlarda östrojen hormonu eksikliği nedeniyle ortaya çıkabilir ve bu durum menopoz sonrası osteoporoz olarak da adlandırılır. Ayrıca yaşlanma sürecinde her iki cinsiyette de doğal olarak meydana gelen kemik kaybından dolayı ilerleyen yaşlardaki bireylerde de sıklıkla görülür. Yaşa bağlı osteoporoz olarak bilinen bu durum 70 yaş üzerindeki her üç kişiden birini etkileyebilir.

Sekonder osteoporoz ise başka bir hastalığa veya duruma bağlı olarak gelişen kemik yoğunluğu kaybıdır. Örneğin bazı ilaçlar (kortikosteroidler gibi) uzun süre kullanıldığında veya tiroit bezi bozuklukları ve böbrek hastalığı gibi kronik rahatsızlıklar nedeniyle kemik erimesine yol açabilir. Ayrıca beslenme yetersizlikleri ve hareketsiz yaşam tarzı gibi faktörler de sekonder osteoporoz riskini artırır. Her iki tip osteoporozun da ortak belirtileri arasında kemik kırıkları, duruş bozuklukları ve sırt ağrısı bulunur. Ancak her bireyde farklı nedenlere bağlı olarak görülebilir ve bu yüzden detaylı bir değerlendirme yapılması önemlidir.

Kemik Erimesi Kaç Yaşında Başlar?

Kemik erimesi, özellikle yaşlılık döneminde ortaya çıkan ve kemik yoğunluğunun azalmasıyla karakterize bir hastalıktır. Bu durum kişinin kırık riskini artırarak yaşam kalitesini düşürebilir. Peki bu hastalık kaç yaşında başlar?

Kemik erimesi ile ilgili olarak yapılan araştırmalar genellikle 30'lu yaşlardan itibaren kemik yoğunluğunda azalma olduğunu göstermekte. Ancak bu süreç herkes için farklı seyredebilir ve bazı faktörler nedeniyle daha erken başlayabilir. Özellikle menopoz dönemi sonrasında kemik erimesi belirtileri kadınlarda hızlanmakta. Ayrıca genetik yatkınlık, uygun olmayan beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam gibi faktörler de kemik erimesinin daha erken yaşlarda başlamasına yol açabilir.

Kemik Erimesi (Osteoporoz) Genellikle Kimlerde Görülür?

Kemik erimesi özellikle ileri yaş grubunda ve belli başlı risk faktörlerine sahip olan kişilerde görülen yaygın bir sağlık sorunudur. Bu durum herhangi bir yaşta ortaya çıkabilecek olsa da 50 yaş üzerindeki kadınlar en yüksek risk altındadır. Öte yandan 65 yaş üstündeki erkeklerde osteoporoz görülebilir.

Kemik Erimesi Neden Olur?

“Kemik erimesi neden olur?” sorusu da merak edilen konular arasında. İşte bu sorunun yanıtı:

  • Genetik faktörler,
  • Hormonal dengesizlikler,
  • Kortizon gibi bazı ilaçların kullanımı,
  • Tiroid bezinin fazla çalışması,
  • Yaş,
  • Yaşam tarzı. (Sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi ve hareketsiz yaşam tarzı, yetersiz beslenme)

 

Yaş faktörü kemik yoğunluğu üzerinde doğrudan etkili olup yaş ilerledikçe kemik yoğunluğu azalma eğilimi gösterir. Bu durum özellikle menopoz sonrası kadınlarda daha belirgin hale gelir. Hormonal dengesizlikler de kemik erimesine yol açabilir. Özellikle kadınlarda menopoz döneminde östrojen hormonunda meydana gelen düşüş, kemik yoğunluğunu olumsuz yönde etkiler. Yaşam tarzına bağlı olarak da kemik erimesi sorunu yaşanabilir. Düşük kalsiyum ve D vitamini alımı, yetersiz egzersiz, sigara kullanımı ve aşırı alkol tüketimi gibi faktörler kemik sağlığını olumsuz yönde etkileyerek osteoporoz riskini arttırır. Bu nedenle sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyerek kemik erimesinin önüne geçmek mümkündür.

Osteoporoz Belirtileri Nelerdir?

Sırt ağrısı önemli kemik erimesi belirtileri arasındadır. Bu ağrı omurga kemiklerindeki zayıflama ve mikro kırıklar nedeniyle oluşabilir. Ağrının şiddeti ve süresi kişiden kişiye değişebilir. Bazı hastalar hafif bir rahatsızlık hissederken diğerleri şiddetli ve kronik ağrılardan muzdarip olabilir. Osteoporoz belirtileri arasında boy kısalması da bulunur. Omurga kemiklerindeki yavaş yavaş gelişen zayıflama ve çökmeler sonucu hastalar zaman içinde boyunda önemli ölçüde kayba uğrayabilir. Bu durum genellikle yaşlılıkla ilişkilendirilse de osteoporozlu bireylerde daha erken yaşlarda ve daha hızlı bir şekilde gerçekleşebilir.

Duruş bozuklukları da osteoporozun belirtileri arasındadır. Omurga kemiklerindeki zayıflama ve çökmeler hastaların duruşlarını etkileyebilir ve kambur bir görünüm oluşturabilir. Bu durum özellikle ileri yaşlarda daha belirgin hale gelir ve hastanın günlük yaşam kalitesini düşürebilir. Bunun yanında osteoporozlu bireylerde kırıklar daha sık meydana gelir. Kemik erimesi nedeniyle normalden daha az bir travma sonucu bile kolayca kırılabilirler. Özellikle kalça, omurga ve el bileği bölgelerindeki kırıklar osteoporozun tipik belirtilerindendir. Eğer bu belirtilerden herhangi birini yaşıyorsanız doktorunuza danışarak gerekli tetkikleri yaptırmanız önemlidir. Erken teşhis ve tedavi kemik erimesinin ilerlemesini yavaşlatarak yaşam kalitenizi artırmanıza yardımcı olacaktır.

Osteoporoz Önlenebilir mi? Kemik Erimesine Ne İyi Gelir?

“Kemik erimesine ne iyi gelir? Önlenebilir mi?” sorusu da sıklıkla merak edilir. Osteoporozun önlenebilmesi sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri, dikkatli bir diyet ve gerekli tıbbi tedavilerin uygulanmasıyla mümkündür. Öncelikle osteoporoza yol açabilen bazı risk faktörlerinin farkında olmak önemlidir. Bu risk faktörlerinden bazılarını kontrol altına alarak kemik erimesini önlemede büyük bir adım atılabilir.

Osteoporozun önlenmesinde sağlıklı bir yaşam tarzının benimsenmesi büyük önem taşır. Sigara içmeyi bırakmak, alkol kullanımını sınırlandırmak, kemik yoğunluğunu korumada etkili yöntemlerdendir. Ayrıca düzenli egzersiz yaparak kasların güçlendirilmesi ve kemik yoğunluğunun arttırılması hedeflenmelidir. Özellikle ağırlık kaldırma veya direnç egzersizleri gibi yük bindiren aktiviteler tercih edilmelidir.

Diyetin dikkatlice planlanması da osteoporozu önlemenin temel bileşenlerindendir. Kalsiyum ve D vitamini açısından zengin besinler tüketmek kemik sağlığı için oldukça önemlidir. Süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler ve somon gibi balıklar kalsiyum kaynağı olarak değerlendirilebilirken güneş ışığı ve D vitamini takviyeleri ile de bu önemli vitamine erişim sağlanabilir.

Gerekli görüldüğünde doktor tavsiyesiyle hormon replasman tedavisi (HRT) veya özel osteoporoz ilaçları kullanılabilir. Bu tedaviler kemik kaybını azaltmaya yardımcı olarak osteoporozun daha ileri aşamalarını önlemeye amaçlı uygulanır. Ancak herhangi bir tıbbi tedaviye başlamadan önce doktorunuzla detaylı bir değerlendirme yapılmalıdır.

Osteoporoz Tanısı Nasıl Konur?

“Kemik erimesi nasıl geçer?” sorusuna verilecek yanıtlardan biri de tanı aşamasıdır. Osteoporoz tanısının konulması hastanın yaşam kalitesini ve tedavi sürecini büyük ölçüde etkileyen önemli bir adımdır. Bu süreçte doktorlar kemik yoğunluğunu ölçmek için genellikle DEXA (Dual Enerji X-Işını Absorpsiyometrisi) adı verilen bir yöntem kullanır. DEXA, vücudun belirli bölgelerindeki kemik mineral yoğunluğunu değerlendirmeye yardımcı olan düşük radyasyonlu bir X-ışını tekniğidir. Bu test sonuçları, T skoru ve Z skoru olarak ifade edilir.

T skoru hasta ile aynı cinsiyette ve ortalama kemik yoğunluğuna sahip sağlıklı genç yetişkinlerin ortalamasına göre değerlendirilir. Osteoporoz tanısı için T skoru -2.5 veya daha düşük olduğunda kabul edilir. Z skoru ise hasta ile aynı yaş ve cinsiyetteki kişilerin ortalaması ile karşılaştırılır.

Osteoporoz tanısında laboratuvar testleri de önem taşır. Kan ve idrar testleri ile kalsiyum, fosfor, alkalen fosfataz gibi kemik metabolizmasıyla ilgili maddelerin seviyeleri kontrol edilir. Ayrıca parathormon ve tiroid fonksiyon testleri de yapılabilir. Doktorlar ayrıca hasta hikayesi ve fizik muayene ile kemik erimesine neden olabilecek risk faktörlerini değerlendirir. Hasta hikâyesinde düşme eğilimi, kırık geçmişi, menopoz dönemi, hormon kullanımı ve ailevi özellikler gibi etkenler göz önünde bulundurulur. Osteoporoz tanısının konulmasının ardından tedavi sürecine başlanır. Tedavinin amacı kemik kaybını durdurmak veya azaltmak, kemik yoğunluğunu artırmak ve düşme riskini minimize ederek kırıkları önlemektir. Uygun ilaç tedavisi, egzersiz programları ve yaşam tarzı değişiklikleri ile bu amaçlar gerçekleştirilebilir. Osteoporoz tanısı alan hastaların düzenli doktor kontrolleri ile süreci yönetmeleri önemlidir.

Osteoporoz Nasıl Tedavi Edilir?

Osteoporoz taraması ve muayenenin ardından tedavi sürecine geçilir. Osteoporoz tedavisi hastalığın ilerlemesini durdurmak, kemik yoğunluğunu korumak ve artırmak, kemik kırıklarının önlenmesi ve ağrının hafifletilmesi amacını taşır. Tedavi sürecinde kullanılan yöntemler ve ilaçlar hastanın yaşına, cinsiyetine, genel sağlık durumuna ve osteoporozun şiddetine göre değişiklik gösterebilir. Ek olarak özellikle yaşlı hastalarda düşme riskini azaltacak önlemler almak önemlidir. Bu amaçla evdeki düşme tehlikesi yaratabilecek faktörlerin ortadan kaldırılması ve uygun ayakkabı seçimi gibi konulara dikkat etmek gereklidir. Osteoporoz tedavisi sürecinde doktorunuz tarafından düzenli kontroller yapılacaktır. Tedavi başarısını değerlendirmek için kemik mineral yoğunluğu testleri tekrarlanabilir ve gerekirse tedavi planında değişiklikler yapılabilir. Unutmayın ki erken tanı ve doğru bir tedavi süreci, osteoporozun neden olduğu sağlık sorunlarını büyük ölçüde azaltabilir.

Bilgi talep formunu doldurarak kemik erimesi tedavisi ile ilgili merak ettiklerinizi öğrenebilirsiniz.

Web ve Tıbbi Yayın KuruluGüncellenme Tarihi: 05.04.2023 00:00Yayınlanma Tarihi: 05.04.2023 00:00
Yorum Ekle


KATEGORİLER
Bilgi Talep Formu

Bilgi almak için lütfen formu doldurun!