444 3 703

Beyin Sapı Tümörü Nedir? Beyin Sapı Tümörü Ameliyat Fiyatı Nedir?

Bilgi Talep Formu

 

Beyin sapı tümörü nadir görülen ancak oldukça ciddi sonuçlar doğurabilen sağlık sorunları arasındadır. Beyindeki en önemli bölgelerden biri olan beyin sapında ortaya çıkan bu tümör genellikle erken teşhis edilmediğinde tedavi edilmesi zor bir hal alabilir. Beyin sapı, vücuttaki birçok temel fonksiyonu düzenleyen ve kontrol eden bir bölge olduğundan bu bölgede meydana gelen herhangi bir tümörün etkileri oldukça büyük olabilir. Bu yazıda beyin sapı tümörleri konusunu detaylı bir şekilde ele alarak belirtileri, teşhis yöntemleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi vereceğiz.

Beyin Sapı Tümörü Nedir?

“Beyin sapı tümörü nedir?” sorusunu merak edenler için detaylı olarak yanıtlamak gerekirse; beyin sapı, anatomik olarak beyini omuriliğe bağlayan bir yapıdır ve vücudumuzun birçok temel işlevini yönetir. Açlık, susama, vücut ısısı, kan basıncı ve solunum gibi hayati fonksiyonlar beyin sapının kontrolü altındadır. Ayrıca kafatası sinirleri, hem beyinden baş ve boyun kaslarına (örneğin çiğneme, yutma ve konuşmayı sağlayan kaslar) hem de görme, işitme ve koklama duyularından beyne giden sinyalleri de beyin sapından geçer. Beyin sapında bulunan tümörler bütün beyin tümörlerinin yalnızca %1.4'ünü meydana getirirken çocuklarda bu oran belirgin şekilde artar ve pediatrik beyin tümörleri içinde %10-25 arasındadır. Çocuklarda görülen beyin tümörlerinin büyük çoğunluğu kafatasının posterior fossa (arka çukur) bölgesinde oluşur. Beyin sapında meydana gelen tümörler, posterior fossa tümörlerinin yaklaşık %30'unu oluşturur. Genellikle 10 yaşın altındaki çocuklarda görülürken, en sık rastlanan yaş grubu 3-9 yaş arasındadır.

Beyin Sapı Tümörü Belirtileri Nelerdir?

Beyin sapı tümörü belirtileri hastanın yaşı, tümörün konumu ve büyüklüğüne göre farklılık gösterebilir. Bu tür bir tümör büyüdükçe beyin dokusuna ve çevredeki diğer yapıları etkileyebilir. Bu durumda farklı semptomlar ortaya çıkabilir. Beyin sapı tümörlerinin yaygın belirtileri aşağıdaki gibidir:

  • Yüzde hissizlik,
  • Konuşmada bozukluk (disartri),
  • Yutkunma güçlüğü (disfaji),
  • Elle yazı yazmada zorlanma,
  • Çift görme (diplopi),
  • Zayıflık ve dengesizlik (ataksi),
  • Yutkunmada zorlanma

 

Beyin sapı tümörü büyüdükçe genişlemesi mümkün olmayan kafatasında daha fazla alan kaplar. Bu durum kafa içindeki basınçta artışa yol açar. Baş ağrısı, kusma, mide bulantısı ve sersemlik gibi belirtilere neden olabilir. Beyin sapı tümörüne bağlı baş ağrısı genellikle sabahları belirginleşir ve bu zaman zarfında oldukça yoğundur. Baş ağrısı günün geç saatlerine doğru hafifler. Bu beyin tümöründen kaynaklanan baş ağrısının en dikkat çeken özelliği budur. Beyin sapı tümörünün dördüncü ventrikül yönünde büyüdüğü hastalar, hidrosefali durumuyla da karşılaşabilirler. Hidrosefali, tümörün beyin omurilik sıvısının normal akışını kesmesiyle meydana gelir ve kafa içindeki basınç artmasına yol açar. Bu durum esasen beyin içerisinde sıvı birikimi şeklinde tanımlanır.

Beyin Sapı Tümörü Neden Olur?

Peki beyin sapı tümörü neden olur? Beyin sapı tümörleri ile ilgili araştırmaların nispeten yeni olması sebebiyle, hangi risk faktörünün tetiklediği tam olarak anlaşılamamıştır. Risk faktörlerinin etkileri tam olarak belirlenemese de tümör yapılarının niteliği gerçekleştirilen testler ile kesin bir şekilde belirlenebilir. Bu risk faktörleri çevresel ve genetik faktörler olmak üzere iki ana kategoriye ayrılabilir. Genetik faktörlere müdahale etmek oldukça kısıtlı olmasına rağmen çevresel faktörlere müdahale ederek maruz kalma durumları önlenmeye çalışılmaktadır. Hastalığa yakalanmamış bireylerin de risk faktörlerine dikkat etmesi koruyucu tedavi açısından büyük önem taşır. Tüm faktörler aşağıdaki gibidir:

  • Radyasyon, kanserle en çok ilişkilendirilen çevresel faktördür. Hücrelerin DNA’sındaki çoğalma ile ilgili bölümün bozulmasını ve hücrenin aşırı ve zamanından önce bölünmesini tetikler. Bu süreç DNA tarafından yönetilemediği takdirde kişi kanserli hücrelere sahip olabilir. Beyin sapı tümörlerinin gelişiminde de diğer kanser türleri gibi radyasyonun önemli bir rolü vardır. Çevremizdeki her şey belirli bir düzeyde radyasyon yaymaktadır. Bu radyasyon, kabul edilebilir düzeyde olduğu için kanserli hücre oluşumunu tetiklemez. Ancak kaynak beklenmeyen bir şekilde aşırı radyasyon yayarsa, bu hücrelerin bozulmasına ve dolayısıyla kanserin meydana gelmesine yol açar.
  • Kanserin ortaya çıkış nedenlerini istatistiksel olarak incelendiğinde genetik geçişle oluşan kanser türleri oldukça fazladır. Kanserli hücrelerin oluşmasını tetikleyen durum genellikle, hücre çoğalmasını düzenleyen ve DNA yapısına kodlanmış olan genlerin bozulmasıdır. Bu bozulma genellikle çevresel faktörlerden kaynaklanırken genetik faktörlerde bozulma herhangi bir çevresel faktöre bağlı değildir. Yani genetik olarak kodlanmış bozuk bir gen hücrelerin kontrolsüz çoğalmalarına ve sonuç olarak tümör oluşumuna yol açar.
  • Kanserin ortaya çıkış sebeplerinden biri de virüslerdir ancak bu oran daha düşüktür. Kansere neden olan virüslere onkovirüs denir ve kansere karşı geliştirilen aşıların yapımında da kullanılırlar. Onkovirüsler hem kanseri tetikleyen hem de korunma sağlayan bir unsur olarak görülür. Onkovirüsler yerleştikleri bölgelerde enfeksiyon oluşturarak, tümör oluşumu için uygun koşulları yaratır. Yedi farklı kategoriye ayrılmış olan onkovirüsler, genç yaşta bile kanserli hücre oluşumunu tetikleyebilir. Bunlar arasında EBV adı verilen bir virüs yer alır; bu virüs dünya popülasyonunun büyük bir bölümünü etkiler. Aşı yapılması henüz mümkün olmasa da diğer virüslere kıyasla kanserojen enfeksiyonları daha az sıklıkta oluşturur.
  • Sigara kullanımı da sağlıklı hücrelerin kontrolsüz çoğalmasına yol açan en önemli faktörlerden biridir. Sigara beyin sapını doğrudan etkilemese de metastaz yoluyla oluşan kanserlerin yayılımında rol oynar. Hem uzun süreli hem de kısa süreli kullanım, sigaranın kansere yol açma riskini artırır.

Beyin Sapı Tümörü Nasıl Teşhis Edilir?

Bir beyin sapı tümörünün belirlenmesi sürecinde ilk adım hastanın tıbbi geçmişinin incelenmesidir. Takiben gözlemlenen semptomlar üzerine fiziksel ve nörolojik değerlendirmeler yapılır. Hastanın beyin, spinal kord ve sinir sistemi işlevleri denetlenir. Ayrıca doğru bir tanı koymak için görüntüleme tekniklerinden de faydalanılır. Beyin sapı tümörünün teşhisinde en çok kullanılan görüntüleme tekniği MR'dır. MR'ın uygulanamadığı durumlarda bilgisayarlı tomografi kullanılır. Bilgisayarlı tomografi de oldukça etkili bir yöntemdir ancak MR daha ayrıntılı bir görüntü sağlar. Görüntüleme tekniklerinde kullanılan kontrast madde ile tümör ayrıntılı olarak görüntülenebilir.

Biyopsi yöntemi beyin sapı tümörünün teşhisi için genellikle kullanılmaz. Çünkü bu bölgeye ulaşmak zor olup sadece nadiren tedavi planlamasını etkiler. Biyopsi gereken durumlarda bu işlem genellikle beyin tümörü operasyonu sırasında yapılır. Lumbar ponksiyon da beyin sapı tümörü teşhisi için kullanılan bir diğer yöntemdir. Ancak intrakranial basınç yüksek olan kişilerde bu işlem gerçekleştirilmez.

Beyin Sapı Tümörü Nasıl Tedavi Edilir?

Kanser tedavisinde genellikle üç metot kullanılır: Cerrahi müdahale, radyoterapi ve kemoterapi. Kullanılacak tedavinin ne zaman ve hangi türde uygulanacağı kanserin çeşidine, evresine ve yerleşimine bağlıdır. Bazı tedavi yöntemlerinin bazı tümör tipleri üzerindeki olumlu etkileri olumsuz etkilerinden az olduğu için tercih edilmeyebilir. Beyin sapı omurilik ile beyini birbirine bağlayan ve merkezi sinir sistemi için kritik bir rol oynayan bir yapıdır. Omurilik ve beyin tümörleri genellikle cerrahi tedaviye öncelik verilirken beyin sapı tümörlerinde durum aksidir. Bu durumu tetikleyen birkaç faktör mevcuttur.

Birkaç etmen bu tersliğin meydana gelmesine neden olur. İlk faktör beyin sapının büyüklüğüdür. Baş parmağı kadar olan bu kısım boyutuna kıyasla önemli görevler üstlenir. Bu bölgenin küçük alanı ve tüm sinir ağının omurilikten başlayarak burada toplanması ve beyne iletmesi, cerrahi operasyon riskinin yüksek olduğunu gösterir. Diğer bir faktör ise bu alanda oluşan tümörlerin tipolojisi ile ilgilidir. Bu bölgede iki çeşit tümör bulunur: diffüz (kötü huylu) ve fokal (iyi huylu). Diffüz tümörler, tüm beyin sapı dokusunu kaplar ve neredeyse birleşik hale gelir. Bu durumda tümörün tamamen cerrahi olarak çıkarılması, beyin sapının tamamen çıkarılmasına denktir. Beyin sapının varlığına fonksiyonların sürekliliği için ihtiyaç duyulduğundan diffüz tümörlerde genellikle cerrahi yöntem tercih edilmez bunun yerine radyoterapi ve kemoterapi gibi cerrahi olmayan teknikler denenir. Fokal tümörlerde de genellikle cerrahi ilk seçenek değildir. Fokal tümörlerin bir kısmı cerrahi, bir kısmı ise diğer yöntemlerle giderilir. Kistik tümörlerde ise tümörün tamamının cerrahi ile çıkarılması mümkün olabilir.

  • Kemoterapi kanseri ilaçlarla tedavi etmeyi hedefler. Beyin sapı tümörlerinde cerrahi öncesi tümörün küçültülmesi, eğer tümör tamamen cerrahi ile çıkarılamazsa geride kalanların yok edilmesi veya baştan itibaren tümörün ortadan kaldırılması gibi üç farklı amaç için kullanılır. Bu hedefler tümörün tipi ve evresine doğrudan bağlıdır. Kemoterapi planlaması değişken süre, seans ve seans aralarında yapılmaktadır. Her hastanın alacağı ilaç dozu ve doz alma frekansı da değişiklik gösterir. Kullanılan ilaçlar toksiktir. Bazı yan etkileri olabilir ancak doğru zamanlama ve risk-fayda dengesi ile kullanılır. Kanser hücrelerini kontrolsüz bölünmeden durdurarak ve bir miktarda sağlıklı hücreyi ortadan kaldırarak kanseri yok eden ilaçlar verilir.
  • Radyoterapi ayrıca ışın tedavisi olarak da bilinir, beyin sapı tümörleri üzerinde sıkça uygulanan bir yöntemdir. Bu teknikte DNA yapılarını bozup yok etmek için kanserli bölgelere iyonlaştırıcı ışınlar gönderilir. Radyoterapinin uygulanması genellikle iki farklı şekilde gerçekleştirilir: Yakın radyoterapide, ışınlar derinin hemen üstünden veya altından gönderilerek hedeflenen sonuç elde edilmeye çalışılır. Uzak radyoterapide ise ışınlar bir metreye kadar odaklanarak belirlenen bölgeye yollanır. Bugünlerde çoğunlukla uzaktan radyoterapi yöntemi tercih edilir. Beyin sapı tümörlerinde radyoterapi çok yaygın olarak kullanılır, çünkü genellikle cerrahi müdahale etkisiz kalır. Radyoterapi ayrıca, ameliyatın yardımcısı olarak da kullanılabilir.
  • Beyin sapı tümörlerinin tedavisinde omurilik ve beyin tümörlerine uygulanan cerrahi prosedürler gibi mikrocerrahi teknikleri kullanılır. Ancak beyin sapı tümörlerinde cerrahi seçenek sıklıkla düşük olup bunun nedeni bölgenin oldukça küçük ve hassas olmasıdır. Ayrıca beyin sapı tümörlerinin çoğu tamamen cerrahi ile temizlenemez. Kistli tümörler tamamen temizlenebilir olsa da kistli tümörlerin toplam beyin sapı tümörleriması nedeniyle cerrahi müdahalenin tercih edilme oranı düşüktür.

Beyin Sapı Tümörü Ameliyatı Öncesi Nelere Dikkat Edilmelidir?

Bir beyin sapı ameliyatına giden yol genellikle hastanın semptomlarını fark etmesi ve bir doktora başvurması ile başlar. Doktor bu belirtiler nedeniyle hastayı nörolojik muayeneye tabi tutar. Beyin sapının hassasiyeti sebebiyle teşhis ve tedavi süreci oldukça hızlı ilerler. Bu durumun temel nedeni müdahale edilmezse tümörün vücutta yaygın fonksiyon kaybına neden olabilecek olmasıdır. Ayrıca beyin sapı tümörleri sonucu yaşanan ölümlerin yüksek oranda olması da dikkate alınmalıdır. Belirtiler sistematik olarak incelenir ve tümör ihtimali ortaya çıkarsa çeşitli görüntüleme teknikleri ve yöntemleri kullanılır. Bu yöntemler arasında en önemlisi MR gibi görüntüleme prosedürleridir. Tümörün tipinin, boyutunun ve konumunun kesin olarak belirlenmesinden sonra evreleme işlemine geçilir. Tümörün hangi evrede olduğunu anlamak tedavi planının hazırlanmasında kritik öneme sahiptir. Kemoterapi, radyoterapi veya cerrahi tedavi yöntemlerinden en uygun olanının veya olanlarının seçilmesi, başarılı bir sonuç elde etmek için zorunludur.

Genellikle kanser ve beyin sapı kanseri hakkında hastanın bilgilendirilmesiyle başlayan süreç hastaya mevcut durumun tam olarak açıklanmasıyla ilerler. İstatistiksel veriler kullanılarak genel sürecin analizi yapılır ve hangi tedavi yöntemi ve sürecinin uygulanacağı belirlenir. Bu aşamada, hastaya gerçekleri gizlememek ve ölüm - yaşam oranları hakkında yanıltıcı bir tablo çizmemek önemlidir. Hastaya, ameliyat öncesi neleri gözetmeleri gerektiği detaylarıyla anlatılır ve böylece doktor-hasta arasındaki ilişki güven üzerine kurulur. Hasta motivasyonunu sürdürmek ve hatta iyileştirmek için uygun adımlar atılabilir.

Birçok kanser vakası gibi, beyin sapı tümörlerinde de çeşitli risk faktörleri mevcuttur. Bu risklerin her birinin açıklanması önemlidir. Seçilen tedavinin neden tercih edildiği ve tedavi sonrasında ortaya çıkabilecek olası risklerin belirtilmesi, hastanın doktora olan güvenini artırır. Muhtemel ölüm oranları ve seçilen müdahale yönteminin neden uygulandığının ayrıntılı bir şekilde ifade edilmesi şarttır.

Beyin sapı tümörlerinde, tedavi yönteminin tümörün tipine bağlı olarak belirlenmesi kritiktir. Genellikle cerrahiye izin vermeyecek şekilde büyüyen tümör tiplerinin tedavisi için radyoterapi ve kemoterapi gibi cerrahi dışı yöntemler kullanılır. Ayrıca bu cerrahi olmayan tedaviler, cerrahi tedaviyi desteklemek amacıyla da kullanılabilir. Bu durumun hasta üzerinden değerlendirilerek tamamen hastaya bildirilmesi gerekmektedir. Tedavi planının nasıl uygulanacağı ve nelere dikkat edilmesi gerektiği gibi önemli faktörler bu aşamada belirlenmelidir. Tümörün beyin sapıyla tamamen entegre olduğu ve beyin sapının karmaşık yapısı nedeniyle, maksimum dikkat tedavi süreci boyunca gösterilmelidir.

Ameliyat öncesi hazırlık süreci kısa olduğundan, bu aşama hızlandırılır. Hız faktörünün göz ardı edilmesi durumunda, beyin sapının işlevlerinde çeşitli kayıplar meydana gelebilir. Merkezi sinir sistemindeki hasarlar genellikle dönüşü olmayan düzeylerde gerçekleşir. Bu durumda, ameliyata hazırlık süreci hem daha kısa hem de daha önemli hale gelir. Ameliyata hazırlanırken hastaların takip etmeleri gereken bazı yönergeler ve yapmaları gereken belirli eylemler bulunur.

Operasyonun başarıya ulaşması için kan ve idrar değerleri ya da genel anlamda vücut fonksiyonları önemlidir. İstikrarlı değerler başarılı bir operasyonun temelini oluşturur. Çeşitli vücut değerlerinin ve fonksiyonlarının istikrarını sağlamak, beslenme kontrolü ile mümkündür. Operasyondan bir gün önce gece yemeği ve içme kesilerek ilgili değerlerin korunması için gerekli adım atılır. Her hasta farklı olduğundan doktorunuz size son öğününüzü ne zaman alacağınızı bildirecektir.

Medikal ilaçlar kan ve idrar değerleri yani böbrek fonksiyonlarını bozan faktörlerin başında gelir. Bu ilaçların kullanımı genellikle kanser teşhisi konduktan sonra kontrol altına alınır. Ancak her ihtimale karşı, ilaçların ne zaman ve hangi dozlarda alınacağı doktor önerisi ile belirlenmelidir.

Beyin Sapı Tümörü Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

Beyin sapı tümöründen kurtulanlar ve uzman görüşlerine göre ameliyat sonrası süreç oldukça önemlidir. Ameliyat sonrası süreç hastanın tamamen iyileşmeye yönelik dönemi kapsar ve bu durum bazı hastalar için 5 yıllık bir süreyi temsil eder. Fonksiyon kayıplarının çeşitli yöntemlerle tedavisi de ancak tümörün sinir dokularına olan baskısının ameliyat sonrası dönemde kaldırılmasıyla mümkün olur. Eğer tümör tamamen çıkarılamamışsa -ki beyin sapı tümörlerinde bu sıklıkla görülen bir durumdur- kemoterapi ve radyoterapi gibi ek tedavi yöntemleri hasta için bir süreliğine hayatının bir parçası haline gelir.

Beyin Sapı Tümörü Ameliyatı Sonrası Komplikasyonlar Nelerdir?

Beyin sapı tümörü ameliyatı olanlar için cerrahi müdahalelerden sonra çeşitli risklerin ve komplikasyonların ortaya çıkma olasılığı her zaman vardır. Beyin sapı gibi önemli bir bölgede riskler daha yüksektir. Operasyon öncesi hazırlıkların tümü bu türden risk ve komplikasyonları en düşük seviyeye çekme hedefini taşır. Başarılı bir operasyon süreci ameliyat sonrası karşılaşılabilecek riskleri de büyük oranda minimize etmek anlamına gelir. Beyin sapı tümörlerinin erken teşhis edilme şansı olmasa da hastaların bu konuda bilgilendirilmesi, erken evrede kansere müdahale imkanını doğurabilir ve işlem sonrasında karşılaşılacak risk ve komplikasyonları azaltabilir. Beyin sapı bölgesi beyin ve omurilik kadar hassas bir yapıdadır. Bu nedenle santral sinir sistemini etkileyen risk ve komplikasyonların meydana gelme ihtimali her zaman vardır. Riskleri minimize etmenin bir diğer önemli noktası ise operasyonu gerçekleştiren ekibin alanında uzman olmasıdır. Müdahale sırasında tüm sinir sistemi çeşitli cihazlar aracılığıyla incelenmeli ve buna göre hareket edilmelidir.

  • Mikro cerrahi tekniklerin kullanıldığı bu operasyonlarda, kesilerin boyutu minimumda tutulur ve küçük kesikler atılır. Tümörün büyüklüğü ve yerleşimi değişse de genellikle kanama riski çok düşüktür. Ancak her ihtimale karşı kanamanın görülmesi durumunda hemen doktora başvurulmalıdır.
  • Ameliyat sonrası enfeksiyon riski yalnızca cerrahi kesilerin enfekte olması durumunda söz konusu olabilir. Ne kadar küçük kesikler açılırsa açılsın enfeksiyon riski daima varlığını sürdürür.  Hastaların hijyenine dikkat göstermeleri ve pansumanlarını zamanında yapmaları gibi unsurlar enfeksiyon riskini büyük ölçüde azaltır. Ancak enfeksiyon oluştuğunda hemen bir doktora başvurulmalı ve antibiyotiklerle tedaviye başlanmalıdır.
  • Cerrahi operasyonların ardından vücutta pıhtı oluşumu nadiren görülür. Bunun nedeni çok çeşitli olabilirken genellikle benzer bir seyir izler. Operasyon küçük kesilerle yapılır ve müdahale edilen alanda belirli miktarda kan toplanması beklenir. Bölgenin kapatılmasının ardından bu kan topluluğu pıhtılaşabilir. Pıhtı tespit edildiğinde genellikle müdahale yerine izlem yoluna gidilir.
  • Nörolojik fonksiyonların bozulma riski geniş bir yelpazeyi kapsar. Alanın ne beyin ne de omurilik kadar büyük olmaması işlem zorluğunu artıran unsurların en başında gelir. Ek olarak sinir ağının tamamının bu bölgeden geçerek beyne giriyor olması hatalı müdahalelerin getireceği sonuçlar açısından büyük bir risk teşkil eder. Ani felç riski gibi bu komplikasyonun meydana gelmesi de hatalı müdahaleden kaynaklanır. Bu tür hataları çok nadiren olsa bile uzman doktorlar da yapabilmektedir. Nörolojik aktivite hatalı işlem nedeniyle azalır. Örneğin konuşma bozuklukları, yürüme ve hareket sorunları gösterilebilir.

Beyin Sapı Tümörü Ameliyat Fiyatı

Beyin sapı tümörü belirtileri nelerdir?” sorusu kadar ameliyatın fiyatı da merak edilen konulardandır. Ameliyatla ilgili genel bir fiyat belirtmek oldukça zordur. Tümörün yerleşimi, boyutu ve tipi gibi farklı değişkenler operasyon ücretini doğrudan veya dolaylı olarak etkiler. Ameliyatın fiyatı hakkında en doğru yanıtı almak için bilgi talep formunu doldurarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.

KAYNAK:

https://www.sciencedirect.com/topics/medicine-and-dentistry/brain-stem-tumor

SIK SORULAN SORULAR

Beyin sapı merkezi sinir sisteminin önemli bir bileşenidir. Bu hassas yapı omurilik ile beyni bağlar ve temelde üç kısımdan oluşur: Omurilik soğanı, köprü ve retiküler formasyon. Sinir yapısını omurilikten beyne aktarır ve bu nedenle tüm vücut işlevlerini düzenleyen bir kontrol merkezi olarak hizmet eder.

Beyin sapının hassasiyeti nedeniyle ameliyatları genellikle genel anestezi altında uzman bir ekip tarafından mikro cerrahi teknikler kullanarak gerçekleştirilir. Operasyon süresi tümörün tipine, büyüklüğüne ve yerleşim yerine bağlıdır ancak genellikle 6 ile 9 saat arasında sürer.

Bu tür ameliyatlar genellikle çocuklarda daha yaygın olduğu için çocuklara sıklıkla uygulanır. Ancak yetişkin hastalar da beyin sapı tümörü operasyonlarına tabi tutulmaktadır.

Ameliyatın süresi, tümörün durumu ve hastanın genel sağlık hali gibi faktörlere bağlı olarak hastalar genellikle 1 ile 3-4 gün arasında hastanede kalır.

Beyin sapına cerrahi müdahale nispeten yeni bir cerrahi alandır. Bölgenin hassasiyeti ve tümörlerin genellikle tüm beyin sapını etkilemesi nedeniyle, bu operasyonlar oldukça zorlu olabilir. İleri evredeki tümör vakalarında başarı oranı düşük olabilir ancak hiçbir zaman sıfır değildir.

Ameliyatın uygulanma şekli yaşla ilişkili değildir. Uygun operasyon koşulları sağlandığında mikro-cerrahi teknikler kullanılarak işlem yapılır.

Beyin sapı tümörleri, beyindeki vital alanlarda yer aldığından son derece ciddi ve potansiyel olarak yaşamı tehdit edici olabilir. Bu tür bir tümörün belirtileri genellikle felç, denge sorunları ve konuşma güçlüklerini içerir. Ancak bu durumların hepsi ölümcül olmayabilir; bazı insanlar cerrahi müdahale, radyasyon tedavisi veya kemoterapi ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilir.

Peki Beyin sapı tümörü yaşam süresi nedir? Beyin sapı tümörünün yaşam süresi büyük ölçüde tümörün tipine, boyutuna, yerine ve hastanın genel sağlık durumuna bağlıdır. Agresif bir tedavi planı ile birlikte bazen beş yıl veya daha uzun bir süre yaşamak mümkün olabilir. Ancak maalesef her durumda bu mümkün olmamaktadır ve bazı durumlarda prognoz daha kötü olabilir. Hastaların ve yakınlarının doktorlarıyla konuşarak en doğru bilgiye ulaşmaları önemlidir.

Web ve Tıbbi Yayın KuruluGüncellenme Tarihi: 19.02.2024 10:42Yayınlanma Tarihi: 19.02.2024 09:25
Yorum Ekle


KATEGORİLER
Bilgi Talep Formu

Bilgi almak için formu doldurun!